Psikolojik Danışman Olarak Çocuk ve Ergenlerle Çalışma

Çocuk ve ergenin, psikolojik durumunu değerlendirme aşamasında gelişimsel özelliklerin yanında okul, aile gibi çevresel etkenlerin rolü de göz önüne alınması gerekmektedir. Çocuğun olayları değerlendirmesi ve olaylarla başa çıkabilmesi bilişsel ve duygusal gelişim özellikleri ile ailesinin ve çevresinin verdiği tepkilerle ilişkilidir. Koruyucu ve tedavi edici ruh sağlığı hizmetlerinde ailenin, okulun katılımı gereklidir. Bu müdahaleler yaşam olaylarında, özellikle kriz dönemlerinde önem kazanmaktadır. Travma kadar ciddi fiziksel ve ruhsal zedelenmelere neden olmayan; ancak geleceği etkileyen, dengeyi bozan, başlangıcı belli stresli yaşam olayları kriz olarak adlandırılmakta ve değerlendirilmektedir;   

 

1.Boşanma,

2.Kardeş doğumu,

3.Vefat gibi yaşam olayları çocuğun yaşamını etkiler. 

 

Etkinin şiddetini çocuğun yaşı, baş etme becerileri gibi bireysel özellikleri ile ailenin ve sosyal çevrenin tutumu rol oynar. Dışsal olayların (durumsal krizlerin) yanı sıra sağlıklı psikososyal gelişim için yaşa özgü gelişimsel krizlerin yaşanıp çözümlenmesi gerekmektedir.  

 

Aileler yaşam olayları ya da gelişim dönemiyle ilgili konularda uygun davranabilmek için çocuk ve ergen psikolojisi anlayabilmek için danışmana başvurabilir. 

 

ÇOCUK GELİŞİM DÖNEMLERİ;

1.DÖNEM 0-2 YAŞ BEBEKLİK

2.DÖNEM 3-6 YAŞ İLK ÇOCUKLUK

3.DÖNEM 7-11 YAŞ İKİNCİ ÇOCUKLUK

4.DÖNEM 12-18 YAŞ ERGENLİK

 

ÇOCUKLUK ÇAĞI RUHSAL SORUNLARI

 

1.OTİSTİK BOZUKLUK, sosyal ilişkide yetersizlik, iletişimde (sözel ya da sözel olmayan) eksiklik, tekrarlayıcı davranış ve ilgilerin olmasıyla karakterize bir bozukluktur.

 

2.RETT SENDROMU, 6 -18 aylık olana kadar normal veya normale yakın bir gelişim gösterirler. Bu süreden sonra çocuk, geçici durgunluk veya gerileme sürecine girer, iletişim kurma becerisini yitirir ve ellerini bir dilek dilermiş gibi birbirine kenetler.

 

3.ÇOCUĞUN DEZİNTEGRATİF BOZUKLUĞU, 3 yaşından sonra çocukların dil, sosyal işlev ve motor becerilerinin gelişiminde gecikmeler olarak görülen ve ender rastlanan bir durumdur.

 

4.ENÜREZİ, idrar kaçırma.

 

5.ENKOPREZİ, dışkı kaçırma,

 

6.KEKEMELİK, 2 ile 5 yaş arasında çocukluk döneminde ortaya çıkar,

 

7.TİK BOZUKLUĞU

 

8.DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU

 

ÇOCUK VE ERGENLERDE YALAN SÖYLEME EĞİLİMİ

 

ÇOCUK NEDEN YALAN SÖYLER?

 

Çocukluk döneminde yalan üç bölümde incelenebilir: 

Küçük çocuğun söylediği yalanlar, çocuğun alışkanlık haline getirdiği yalanlar ve patolojik yalanlar. 

Çocukta 3 yaş öncesi yalan bilinmez fakat 3-4 yaşa kadar hikaye, hayal gücü kullanılarak söylenen yalanlardır, bu yaşa kadar söylenen yalanlar davranış bozukluğu olarak düşünülmez. Çocuk gerçek ve imge arasında bölünme olduğu evreyi aştıktan sonra da fantezilerini ya da yalanlarını ve bunlarla gelen yaratma zevkini anımsayabilir ve çevre de bu durumu pekiştirirse alışkanlık haline gelebilir. Yalan bazen bir patoloji belirtisi de olabilir. Ağır psikolojik dengesizliklerin, kişilik bozukluklarının ya da yoğun iç çatışmaların yaşandığı durumlarda da ortaya çıkabilir.

 

 

ERGEN NEDEN YALAN SÖYLER ?

Allendy' e göre, yalana neden olan dört etken vardır. Bunlar; 

 

Aşağılık duygusu, 

Suçluluk duygusu, 

Saldırganlık 

ve kıskançlıktır (Allendy, 1974:86, akt. Uzun, 2011). 

Bunların haricinde ise,

 

Acıyı erteleme ihtiyacı, anlaşılamama kaygısı, özgüven eksikliği, kişilik bozuklukları, sosyal ortam ve ahlaki yozlaşma, rol-model eksikliği ve ceza alma korkusu, ortama uyma isteği, saygınlık kazanma, ilgi uyandırma, telafi etme, hedef saptırma, çıkar elde etme ve değer bulma gibi sıralanabilir.

Ergenlik döneminde girişimde bulunulan yalan söyleme bireyin kişisel özellikleri ile ilgilidir. Kendisini cezalandırılmaktan kurtarmak, tatsız durumdan çıkmak, diğerlerini savunmak (başkasının suçunu üstlenmek, cinayeti gizlemek; kendisi için herhangi bir şeyi elde etmeye gayret etmek (yaramazlık; hoşnutsuzluk vb.), başkasını aşağılamak gibi durumlar ergenleri yalana konuşmaya yönlendiren özellikleri arasında sıralanabilmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalarda ailevi ve genetik faktörlerin çocuklarda ve ergenlerde yalan söylemeye yol açtığı tespit edilmiştir. 

 

Yalan çocuğa ailesi, çevresi tarafından öğretilir ve pekiştirilir. Çocuk çevresinde bulunduğu bireyleri kendisine rol model alır, ailede anne veya baba yalan söylüyor ise çocuklar onları gözlemleyerek yalan söylemeyi pekiştirmeleri kaçınılmazdır. Stresli aile ortamında yetişen ergenler kendi içinde tutarlılığı olan yalan fantezilerine başvuruyorlar, çocuk ve ergeni yalana iten en önemli nedenin erişkinlerin gerçekler karşısında takındıkları çelişkili tutumlarıdır.

 

Psikolojik Danışman Olarak Yalan Söyleme Davranışı ile Çalışmak

Yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıkan durumlar göz önünde bulundurulduğu süreçte, yalanlarda, doyurucu olmayan bozuk aile ilişkileri, anne-babadan yoksun olma, anne -baba ayrılığı, anne-baba geçimsizliği, kardeş rekabeti, anne-baba tarafından aşırı korunma gibi durumlar söz konusudur.Süreçte kısaca yalan söyleme davranışının nedenleri ve koşulları, değerlendirme alanı içerisine alınmalı, yalan söyleme davranışının motivasyonuna odaklanılmalı ve incelenmeli, ardından müdahale planı oluşturulmalıdır. Fakat kronolojik bir durum ortada var ise yalan için bir uzman incelemesi gerekebilir, ailelerin çocuk psikiyatristlerine yönlendirilmeleri gerekmektedir. 

 

Psikolojik danışmanlar ailelere konsültasyon hizmeti sunmaktadırlar. (Vakaya birden fazla uzmanın yardımı gerekir) Bu noktada ebeveynlere, yalanla nasıl mücadele edilebileceği anlatılmalıdır. En önemli hassas nokta sağlam bir iletişimin kurulması, ebeveynlerin çocuklarına gerçekle hayal arasındaki farkı yansıtması gerekmektedir, çocuğun cezalandırma korkusunu önlemeli ve çocuğun yanında olduğunu dile getirerek güven vermelidir, anne-babaların, iyi bir rol model olması gerektiği, çocuklarına verdikleri sözleri tutmaları gerekir. Çocuğa içten davranmalı, sorularına gerçeği saptırmadan yanıtlar vermeli ve de çocuktan tutamayacağı sözler vermesini istememelidirler. Çocuk, yalanı alışkanlık haline getirmişse, çocuğun çevresinin ve eğitimsel ortamının incelenmesi, bu ortamda hangi etkenlerin çocuğu yalan söylemeye götürdüğünün saptanması ve eğitim ortamının yeniden düzenlenmesi, anne-babaların eğitimi gerekir.  

 

 

ERGENLERLE PSİKOLOJİK DANIŞMA

Marks-Mishnee (1986) göre, ergenler, yardım alma konusunda genelde isteksizdirler. Aile ve arkadaşlardan yardım ve öneri almayı tercih etmektedirler. Fakat aile ve arkadaşlarının çözebileceğinin ötesinde medikal, sosyal ve duygusal problemleri olabilmektedir.Ayrıca arkadaşlarının ve ailelerinin, kendisini yargılaması ve sorununu anlattıktan sonra ailenin ona farklı davranması riski söz konusu olabilir. Bununla beraber bazı gençler ise yardım alma ve ailelerini danışma sürecine dâhil etme konusunda isteklidirler. Bu kişiler için bireysel terapi ve aile terapisi seçenek olabilir. Ergen, profesyonel birinden yardım alma gibi olumlu bir deneyim yaşarsa, ihtiyaç duyduğu sürece bunu devam ettirmeyi de tercih etmektedir, danışma yapılan ortam, özellikle ergenler için önemlidir. Sıcak, konforlu, güvenli, aydınlık, temiz ve sakin bir yer, danışma için uygun olacaktır. Karşılama, huzurlu bir ortam, olumlu şeylerin önemsenmesi genç danışanların fark ettikleri şeylerdir. Sürekli aynı danışmanla görüşmek de ergenler için önemlidir. Genç danışan, her bir oturumda ne üzerine konuşulacağı ve ne zaman sürecin sonlandırılacağı konusunda danışmanla beraber karar verme sorumluluğunun olduğunu bilmelidir. Ergenler, yaşamlarının kontrolünü kazanmaya çalıştıkları için, danışmanın kendileri hakkında karar vermeye çalıştığını düşünürlerse, seansa devamlılığı düşüktür. Bu yüzden ergenin kendisinin de süreçle ilgili sorumluluk aldığını hissetmesi için, karşılıklı anlaşarak ve karar verilerek kontrat oluşturulabilir.

 

Ergenler kendilerine zorluk çıkaran şeyler hakkında konuşmaktan kaçınırlar. Ergenin, kendisi ile danışman arasındaki eşitliğe dair algısının, danışma sürecine katılımı üzerinde çok etkili olduğu tespit edilmiştir. Küçümsenmemek ve sanki çocukmuş gibi muamele görmemek, ilişki içinde kendilerine eşit olarak davranılması, onları önemli hissettirir. Danışmanlar, genç danışanlarının gelişimsel ihtiyaçlarına, sürekli olarak her görüşmede duyarlı davranmalıdırlar. Devam eden gelişimsel ihtiyaçlara göre, ergenlerle çalışırken görülen asıl problem konuları güç ve bağımsızlıktır. Yetişkinlerden farklı olarak ergenlerin cinsel kimliğini benimseyip buna uygun davranma, kişilik bağımsızlığını kazanma, arkadaşlık, önderlik, işbirliği yapma yeteneklerini edinmek, ilgi ve yeteneklerine yönelik bir mesleğe yönelmek, bu döneme özgü sorunlarla baş etmek, kimlik karmaşasına karşı benlik kimliğini geliştirmek gibi gelişimsel ödevleri vardır. Ergenlerle çalışan danışmanların göz önünde bulundurmaları gereken önemli noktalardan biri ergenlerin gelişimsel ödevleridir.  

 

Ergenler için, gizlilik ve kişiye özel bilgiler konuları da oldukça önemlidir. Danışmaya başladıktan sonra bile gizliliğin sınırları, ergenlerin bazıları tarafından anlaşılamayabilir. Bu durum süreci olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden gizliliğin yapılandırmada vurgulanması önemlidir. Danışmanlar, genç danışanlarla çalışırken onlara inandıklarını söylerler. Süreçte danışanın hikâyesini tamamen kabul etmek ve doğruluğunu sorgulamamak önemlidir. Bununla beraber, hikâyede tutarsızlıklar varsa, onlara dikkat çekilmeli ve araştırılmalıdır. Genç danışan, danışmanı ile açık bir iletişime girdiği zaman ve kendine inanıldığını hissettiği zaman işbirliğine açık olur.

 

Kısacası bir ergenle terapötik süreç başladığında, 

YAPILANDIRMA ÇOK ÖNEMLİDİR

SEANSIN GERÇEKLEŞTİĞİ ORTAM KOŞULLARI ÖNEM TAŞIR

GİZLİLİK İLKESİ ÖNEM TAŞIR

SEANSA YÖNELİK OLUMLU DENEYİMLER SEANSA DEVAMLILIĞINI SAĞLAMAKTADIR

KARŞILIKLI ANLAŞMA VE KONTRAT OLUŞTURMA 

BİREY OLDUĞUNU VE KABUL GÖRDÜĞÜNE İNANMASI KENDİSİNİ RAHAT BİR ŞEKİLDE AÇMASINA OLANAK SAĞLAR VE İŞ BİRLİĞİNE YATKIN OLUR

GELİŞİMSEL ÖDEVLER ÖNEM TAŞIR (ergenlerin cinsel kimliğini benimseyip buna uygun davranma, kişilik bağımsızlığını kazanma, arkadaşlık, önderlik, işbirliği yapma yeteneklerini edinmek, ilgi ve yeteneklerine yönelik bir mesleğe yönelmek, bu döneme özgü sorunlarla baş etmek, kimlik karmaşasına karşı benlik kimliğini geliştirmek gibi )

Yazar Hakkında

    Randevu bilgileri yükleniyor, lütfen bekleyin
Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü mezunu olup uzmanlığımı almak için Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında yüksek lisans yapmaktayım
Sosyal Sorumluluk Projelerine Katılıyor
Anaokulu danışmanlığı Online Terapi Çocuk psikolojisi Çocuklarda davranış bozuklukları Çocuklarda kaygı Ergen danışmanlığı Ergen ebeveyn iletişimi Kariyer danışmanlığı Oyun terapisi Aile Terapisi